<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Olasılıksız</title>
	<atom:link href="http://www.osmancicekyurt.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.osmancicekyurt.com</link>
	<description>Osman ÇİÇEKYURT&#039;un Kişisel Web Sayfası</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Apr 2012 17:11:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Renkli Hayat Üzerine</title>
		<link>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/renkli-hayat-uzerine.htm</link>
		<comments>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/renkli-hayat-uzerine.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Apr 2012 17:03:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman ÇİÇEKYURT</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.osmancicekyurt.com/?p=324</guid>
		<description><![CDATA[     Severek ve beğenerek  hiç kaçırmadan izlediğim leyla ile mecnun dizisinden küçük bir kesit varki bence bunu herkesin bilmesi gerekiyor. İlk zamanlarda hep merak etmişimdir. İsmail abi’nin neden renkli giyindiğini. Hatta dizinin senaristi dahi 5 bölümden sonra farketmiş İsmail abi’nin renkli giyindiğini. Durum böyle olunca senaryoda küçük bir değişiklik yapılması gerekmiş ve sezon finalinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-325" title="ismail abi" src="http://www.osmancicekyurt.com/wp-content/uploads/2012/04/ismail-150x150.jpg" alt="" width="200" height="200" />     Severek ve beğenerek  hiç kaçırmadan izlediğim leyla ile mecnun dizisinden küçük bir kesit varki bence bunu herkesin bilmesi gerekiyor.</p>
<p>İlk zamanlarda hep merak etmişimdir. İsmail abi’nin neden renkli giyindiğini. Hatta dizinin senaristi dahi 5 bölümden sonra farketmiş İsmail abi’nin renkli giyindiğini. Durum böyle olunca senaryoda küçük bir değişiklik yapılması gerekmiş ve sezon finalinde ismail abinin neden renkli giyindiğini yer verilmiş.</p>
<p>İsmail abi’nin annesi İsmail abiyi ve babasını renkli bir hayat için terk etmiş. İsmail abi’de sevdiklerim beni terk eder  korkusu ile sürekli renkli giyinmeye başlamış. Annesi İsmail’i ve babasını terk ettikten sonra İsmail abinin babası ölümcül hastalığa yakalanır. Sonra İsmail abi’yi bir aileye vermek<span id="more-324"></span> zorunda kalır. Babası İsmail abi’yle vedalaşırken “ben kuru yük gemisiyle seyahata çıkacam ve sana oradan hergün el sallayacağım” der. İsmail abi’nin sürekli olarak gemi beklemesi ve gemilere el sallamasının nedeni buymuş.</p>
<p>Bence renkli giyinmesindeki duygu vurgulaması gayet başarılı olmuş. Bu etrafınızda sıkça rastlana bilir bir durum. Geçen haftalarda arkadaşlarla yaptığımız küçük bir sohbet sonrasında bir kişinin İslam dinine göre hangi durumda zengin sayılır konusuna şöyle ufaktan bir değindik. Sonuç olarak benim tanıdığım kişiler arasında malesef hiç fakir olmadığını farkettim. Arkadaşlarla yaptığımız bu konuşmadan çıkan şu cümle zaten benim için olayı bitiren nokta oldu. “fakirliği doğuran şey zenginlik arzusudur”. Bence insanın gönlü zengin olmalı gerisi teferruattır. Etrafınıza bakın maddiyatın mutluluk getirmediğine o kadar çok örneği varki, bu yazıyı yazarken tek tek sıralandı gözümde bir anda. Sonuç olarak renkli hayatı para getirmez. Hayatını renkli yapmak senin elinde.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Eğer balık tutmak sana mutluluk veriyorsa, ferrariyle gezenden hiçbir farkın yoktur. Osman ÇİÇEKYURT</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/renkli-hayat-uzerine.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sırtında Anadoluya Tefsir Taşıyan Adam Kemal Kelleci</title>
		<link>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/sirtinda-anadoluya-tefsir-tasiyan-adam-kemal-kelleci.htm</link>
		<comments>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/sirtinda-anadoluya-tefsir-tasiyan-adam-kemal-kelleci.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2012 14:01:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman ÇİÇEKYURT</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.osmancicekyurt.com/?p=314</guid>
		<description><![CDATA[Bugüne kadar hiç bir bilgim olmayan Kemal Kelleciyi bugün tanımak nasip oldu. İnternette gezinirken tesadüfen röportajına denk geldiğim bir isim kendileri. Çok ilginç bir hayat hikayesi var ve inşallah bir gün tanışırım.  Bence  10 dk&#8217;nızı ayırıp bu adamı tanımalısınız. Adamın lakabının geldiği yerde gözlerim doldu. Ben sizi verdiği röportajla baş başa bırakıyorum. Maraton koşucusu 1950&#8242;li yıllarda Ankara&#8217;nın İslami çevrelerindeki tüm dernek, siyasi parti gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-315" title="Kemal Kelleci" src="http://www.osmancicekyurt.com/wp-content/uploads/2012/03/islamisadec16446ae716301effby-150x150.jpg" alt="" width="200" height="200" /></p>
<p>Bugüne kadar hiç bir bilgim olmayan Kemal Kelleciyi bugün tanımak nasip oldu. İnternette gezinirken tesadüfen röportajına denk geldiğim bir isim kendileri. Çok ilginç bir hayat hikayesi var ve inşallah bir gün tanışırım.  Bence  10 dk&#8217;nızı ayırıp bu adamı tanımalısınız. Adamın lakabının geldiği yerde gözlerim doldu. Ben sizi verdiği röportajla baş başa bırakıyorum.</p>
<p><span id="more-314"></span></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Maraton koşucusu</strong></p>
<p>1950&#8242;li yıllarda Ankara&#8217;nın İslami çevrelerindeki tüm dernek, siyasi parti gibi oluşumlarında imzası olan, konferans ve panellerin organizasyonunu üstlenen Kemal Kelleci, &#8220;Biz İslamiyet&#8217;i sadece abdest, namazdan ibaret sanıyorduk. 32 Farz&#8217;ı ezberleyip, konferanslaragidiyorduk. İslam&#8217;ın bir dünya görüşü olduğunu Üstad&#8217;ın konferansları ve Fi Zilal tefsiri sayesinde öğrendik&#8221; diyor.</p>
<p>Kemal Kelleci ismi genç nesil tarafından pek bilinmese de bir kuşağa çok şey ifade ediyor. Ankara&#8217;da 1950&#8242;li yıllardan bu yana İslami çevrenin hemen hemen her sivil toplum kuruluşunda çalışmış, Anadolu&#8217;dan gelen fakir öğrencilere burs, yurt bulmuş, kefilliklerini üstlenmiş, tüm ihtiyaçlarına koşmuş, Ankara&#8217;da düzenlenen her panelin, konferansın altına imzasını atmış ama hep geride durmuş bir isim. Gözleri kanlanıncaya kadar Kur&#8217;an tefsiri okuyan, Anadolu&#8217;yu karış karış gezerek öğrendiklerini anlatan bir maraton koşucusu. Kemal Kelleci 78 yaşında ama heyecanından bir şey kaybetmemiş. Aklı hala hizmette. Yakında Anadolu&#8217;da yapmayı düşündüğü konferansları planlıyor.</p>
<p><strong>Size İslami bilinci kazandıran çevrelere nasıl girdiniz?</strong></p>
<p>Dayım mecliste polisti. Abdestli namazlı çok temiz bir adamdı. Başta onun etkisi oldu. O zamanlar İslami hareket, Hacı Bayram&#8217;dan yürütülürdü. 1950&#8242;de Demokrat Parti geldi. Ezan Türkçe&#8217;den Arapça&#8217;ya döndü. Milletvekilleriyle tanışmaya başladım. Hacı Bayram&#8217;da vaazları dinlemeye başladım. Hocalarla diyalog kurdum. Ankara&#8217;nın en güçlü vaizleri, Diyanet İşleri Başkanı, müftüler oraya gelirdi.</p>
<p><strong>Kurulan tüm derneklerde görev almışsınız.</strong></p>
<p>Biz o zaman Büyük Doğucuyduk. Üstad&#8217;a hayrandık. Büyük Doğu ile çıkar çıkmaz tanışmıştım. Ankara&#8217;da dernekler sonradan kuruldu ama bir hükümleri de yoktu. Hükümet &#8220;Görülen lüzum üzerine kapattım&#8221; deyip kapatıveriyordu. Akıncılar Derneği, Milli Türk Talebe Derneği, Milliyetçiler Derneği, Türk Ocağı, Milli Nizam, Aydınlar Derneği&#8217;ni kurduk. Ankara&#8217;daki derneklerin hepsinde bulundum. Partilerinde de bulundum. Ali Fuat Başgil ve Menderes&#8217;in çalışmalarına katıldım. Büyük Doğu Derneği&#8217;nde de faaldim. Ama Üstad&#8217;ın parası yoktu. O nedenle çok sürmedi. Sonra ben Dirilişçi oldum. Sezai Karakoç&#8217;un &#8220;Monna Rosa&#8221;sı çıkmıştı.</p>
<p><strong>Ne gibi faaliyetler yapıyordunuz derneklerde?</strong></p>
<p>Ben bu derneklerin her türlü ayak işlerine koşuyordum. Konferans, seminer, panelleri organize ediyordum. Konuşmacı buluyordum. Salon buluyordum. Afişlerini asıyordum. Seyirci buluyordum. Ben zamanında çok sıkıntı çektiğim için Anadolu&#8217;dan gelip &#8220;Bursum yok, kefilim yok&#8221; diyen herkese burs buluyor, kefil oluyordum, ev &#8211; yurt ayarlıyordum. Yurt işlettim. Ne kadar dernek, örgüt varsa hepsine koştum. Konferans dendi mi Kemal Kelleci akla geliyordu.</p>
<p><strong>Fİ ZİLAL TEFSİRİ HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ</strong></p>
<p><strong>O dönemde nasıl bir ortam vardı Ankara&#8217;da?</strong></p>
<p>Dernekleri müstakil olarak kurardık ama her gün &#8220;Ne zaman kapatılacak? Bugün mü kapatılacak?&#8221; diye korkardık. Burada en önemli hareket Milliyetçiler Derneği&#8217;ydi. Hükümet bunlar başımıza bela açar diye 1 lira para cezasıyla kapattı. O zaman entelektüel kitaplar yoktu. Sadece &#8217;32 Farz&#8217;, &#8217;54 Farz&#8217;, ilmihal, Sami Arslan&#8217;ın &#8216;Karanlık Gecelerin Nurlu Sabahı&#8217; vardı. Biz İslamiyeti sadece abdest, namazdan ibaret sanıyorduk. 32 Farzı ezberleyip, konferanslara gidiyorduk.</p>
<p><strong>Nasıl değişti bu anlayış?</strong></p>
<p>1963&#8242;te Mustafa Yazgan konferans veriyordu. Biri &#8220;İslamiyet ne olacak&#8221; diye bir soru sordu. O da &#8220;İslamiyet kıyamete kadar baki&#8221; dedi. Böyle söyleyince İslamiyet&#8217;in bir dünya görüşü olduğunu anladım. Araştırmaya başladım. Konyalı Vehbi Efendi&#8217;nin tefsiri var. Kolay kolay anlayamazsın. Logaritma gibi, Osmanlıca. Elmalılı Hamdi Yazır&#8217;ın tefsiri Arapça. Ciddi tefsirler bunlar ancak anlaşılmıyor. Seyyid Kutup&#8217;un Fi Zilali&#8217;nin çıkacağını duyduk 1974&#8242;te. Demiryollarında çalıştığım için sık sık İstanbul&#8217;a gelip giderdim. Bekir Karlığa, Rıfat Şengüler çalışıyordu üzerinde. Gittim onlardan bir takım istedim. Bana gönderdiler.</p>
<p><strong>O anlaşılabiliyor muydu?</strong></p>
<p>Fi Zilal&#8217;i görünce ben bittim. Baktım, Kur&#8217;an anlaşılıyor. Beni bu tefsir sardı. Hem çalışıyorum hem okuyorum. Gece sabahlara kadar Fi Zilal okuyorum. Gözlerim kanlandı. Elime defter alıyorum, mealleri yazıyorum. Kocaman defter oldu. Kur&#8217;an anlaşılıyor, bunu anladım ama kimseye söylemiyorum. Çünkü ben ayak işleriyle uğraşan biriyim. Erbakan Hoca&#8217;nın talebeleri var, imam hatip mezunları var, ilahiyat mezunları var. Ben bir şey söylesem sen kimsin diyecekler. Hiç bir şey söylemedim, iyi ki de söylememişim. Fi Zilal&#8217;i anladıktan sonra İslam&#8217;ın bir yaşam biçimi olduğunu anladık. Kur&#8217;an&#8217;ın anlaşılmasında ana nokta Fi Zilal&#8217;in bizim anlayacağımız dilden çıkması ve Üstad&#8217;ın konuşmaları, konferanslarıdır.</p>
<p><strong>İSLAMI EN İYİ ANLATAN SEZAİ KARAKOÇ</strong></p>
<p><strong>Konferansları nasıl bir havada cereyan ediyordu?</strong></p>
<p>Salon ağzına kadar dolardı. Üstad diyordu ki &#8220;Su şırıl şırıl akar. Deve lap lap lap yürür. Müslüman İslamiyet&#8217;i yaşar. Bunun istismarı nerde be gafil!&#8221; Salon yıkılırdı. Hanımıyla Dil Tarih&#8217;e gelir konferans verirdi. &#8220;Türklükse İslamiyet&#8217;i kabul ettikten sonra Türklük&#8221; derdi. Alkışlamaktan ellerimiz şişerdi. Başka İslam&#8217;ı anlatan yoktu ki.</p>
<p><strong>Sezai Karakoç&#8217;la nasıl tanıştınız?</strong></p>
<p>Sezai Karakoç&#8217;la 1972&#8242;de Ankara&#8217;da tanıştık. Kitabı toplatılmış, ceza almıştı. Ankara&#8217;ya geldi. Sonra af çıkınca tekrar İstanbul&#8217;a gitti. Monna Rosa ilk çıktığında ben &#8220;Monna Rosa ne ya Allah&#8217;ını seversen&#8221; demiştim. <strong>&#8220;Ellerin, ellerin ve parmakların / Bir nar çiçeğini eziyor gibi&#8230; / Ellerinden belli olur bir kadın. / Denizin dibinde geziyor gibi / Ellerin, ellerin ve parmakların.&#8221;</strong> Bana anlattılar, &#8220;Hanımlar kişiliklerini saflıklarını koruduklarında, nar çiçeği nasıl dokunmadan özelliğini kaybetmezse, denizin dibi nasıl temizse, kadınlar da öyledir&#8221; dediler. Dedim bu büyük şair. Hemen Sezai Karakoç okumaya başladım.</p>
<p><strong>Sezai Karakoç&#8217;un kitaplarını dağıttınız yıllarca. Sizin için önemi nedir Karakoç&#8217;un?</strong></p>
<p>Monna Rosa&#8217;yı Ankara&#8217;nın her yanına dağıttım. Bana &#8220;Sezai Bey Arapça biliyor mu&#8221; diye soruyorlar. &#8220;Sezai Bey&#8217;i ne yapacaksın&#8221; diye kızıyorlar. Sezai Karakoç, Mehmet Akif&#8217;ten sonra en dolu, en yüklü adam. İslam&#8217;ı en iyi Sezai Bey anlatıyor. Korkunç bilgili ve bunu sanatkar bir adamın anlatması başka. Şimdi Anadolu&#8217;yu gezip Sezai Bey&#8217;i anlatıyorum. 10 il kaldı gideceğim.</p>
<p><strong>MÜSLÜMANDA ESKİ GAYRET YOK</strong></p>
<p><strong>Müslümanların bugünkü durumu nasıl?</strong></p>
<p>Bugün Müslümanlar istedikleri iktidarı getirdiler. İyi tahsil görenler şimdi milletvekili, bürokrat oldular ama o eski gayretli çalışma yok. On bin lira alıyor. İlk evi kıytırık bir semtte 2+1&#8242;di şimdi en iyi semtte daha iyi bir yer alıyor. Çıtayı yükseltiyor. Ancak çocuklarıyla iletişimi yok. Kimi örnek alacak bu çocuklar? Eğitim yok.</p>
<p><strong>İslami açıdan mı?</strong></p>
<p>İslami açıdan, sosyal kültürel açıdan eğitilmiyorlar. Babaların bakacak vakti yok. Milletvekili, bürokrat, iş adamı. Sürekli programlardalar, yurt dışına gidip geliyorlar. Çocukların bütün yükü hanımefendiye kalıyor. Hanımefendi kendini yetiştirmişse kızlarda başarılı oluyor ancak erkek çocuklarından çekiniyorlar.</p>
<p><strong>Siz de çok yoğundunuz yıllarca. Çocuklarınıza vakit ayırabildiniz mi?</strong></p>
<p>Çocuklar beni tanımadan büyüdüler. 3 erkek 2 kız beş çocuğum var. Onlarla anneleri alakadar oldu. Kötü çocuklar olmadılar Allah&#8217;a şükür. Şuurlu çocuklar, iyi okulları bitirdiler. Benim ne yaptığımı da bilmiyorlardı. Bülent Arınç Bey bir gün bir toplantıda benden bahsetti. &#8220;Kemal Abimiz talebelik hayatımızda bizi yönlendirdi&#8221; diye bahsedince benim ne yaptığımı öğrendiler, orada tanımaya başladılar. Akif İnan benim için bir espri yapmış. Yıllardır söylenir: &#8220;Kemal Kelleci eve bir akşam erken gittiğinde çocuklar &#8216;Anne bu adam kim?&#8217; diye sormuşlar.&#8221;</p>
<p><strong>Burnumda sıcak yemek tüterdi</strong></p>
<p><strong>Çocukluğunuz maddi imkansızlıklar içinde geçmiş. Böyle bir ortamda eğitim almayı nasıl başardınız?</strong></p>
<p>Isparta Dedeçam&#8217;da doğdum. İlkokulu orada bitirdim. Okumak istiyordum ama maddi durumumuz çok kötüydü. Babam Ankara&#8217;da gece bekçiliği yapıyordu. Dayım da mecliste polisti. Konuşup aralarında anlaşmışlar benim Ankara&#8217;ya gelmeme kara vermişler. 1948&#8242;de, 14 yaşındayken, beni bir arabaya bindirip Ankara&#8217;ya gönderdiler. Dayımın adresine göndermişler. Ben babama geldim sanıyorum. Babamı bulamayınca ortada kaldım. Vurulmuşa döndüm. Beni getiren adam da çekip gitmiş. Ağlamaya başladım. 14 yaşındayım, dünyadan haberim yok. Ağlarken bir adam bana acıdı, beni aldı yanında götürdü. Karnımı doyurdu. Manavmış. Sebze meyve haline giderken beni de götürdü. Allah&#8217;ın hikmeti bizim peder de orada geziyormuş. Karşılaştık.</p>
<p><strong>Ankara&#8217;da şartlarınız nasıldı?</strong></p>
<p>Balgat&#8217;ta bir ev tutmuş babam. Elektrik yok. Sanat okuluna kaydoldum. Derslerime kahvede mum ışığında çalışıyorum. Babam gece bekçisi olduğu için haftada bir gün eve geliyor. 3 yıl böyle yaşadım. 5 kilometre yayan yürüyüp okula gidiyordum. 3 yıl sonunda babam memlekete döndü. Bana da dayımın evine yakın küçük bir ev tuttular. Para yok. İş aramaya başladım. Uçak fabrikasında ustanın yanında çırak olarak iş buldum. Yazları simit, Ramazanlarda pide satıyorum. Boş zamanlarda lastik ayakkabı kalıplarında çalışıyorum. Ancak çeyrek ekmek parası bulabiliyorum. Burnumda sıcak yemek kokusu tüterdi. Felaket sıkıntı çektim.</p>
<p><strong>Hiç yardım almadınız mı?</strong></p>
<p>5. sınıfta Etibank&#8217;tan burs istedim. O senem çok rahat geçti. İstediğim yemeği yedim, elimde para gördüm. Burs karşılığı mecburi hizmet verdiler. 1.5 sene Tunçbilek&#8217;e gidip çalıştım. Döndüğümde akşam okuluna devam ettim. Askerliği de öğretmen olarak yaptım. İlk konferans vermeye orada başladım. Yunan mezalimini anlatıyordum.</p>
<p><strong>Konferans için alt yapınız var mıydı?</strong></p>
<p>Ben korkunç kitap okuyan bir adamım, okumadan duramam. Ağabeylerin konferanslarına gidiyordum. Vaazları dinliyordum. Alt yapı oluşturmuştum kendime. Ben kendimi maraton koşucusu olarak kabul ediyorum. Çok çalışkan biriyimdir. Hergün yeni bir şey öğrenmek için gayret ederim. Konferansları, açık oturumları, panelleri takip ederim.</p>
<p><strong>Meal okuyun dedim birden ortalık karıştı</strong></p>
<p><strong>Fi Zilal&#8217;i okuduktan sonra yoğun bir faaliyet içine girmişsiniz</strong></p>
<p>Fi Zilal&#8217;i görünce baktım Kur&#8217;an anlaşılıyor. Bunu herkese okutmamız gerek ama üniversite öğrencileri çok fakir. Bekir Karlığa bana &#8220;Sen bir kart yaz. Kartla gelenlere yüzde 50 indirimli vereceğiz&#8221; dedi. Ben 4 bin takımı yüzde 50 indirimle dağıttım. İş adamlarına birinci hamur, öğrencilere ikinci hamur alırdık. Adım adım Anadolu&#8217;yu dolaşıp dağıtımını yapmaya başladım.</p>
<p><strong>Okundu mu peki?</strong></p>
<p>Tabii. Herkes aldı okumaya başladı fakat ayrıntılı, herkes bitiremiyor. &#8220;Bu çocuklar meali okusun anlamadığı yeri tefsire baksın&#8221; dedim. Bu sözüm hemen yayılmış. &#8220;Kemal Kelleci mealci&#8221; diye konuşuluyor. Hemen fetva çıkardılar. &#8220;Meal eksiktir amel edilmez&#8221; diye. Ortalık karıştı. Aleyhimizde cereyanlar başladı. Milletin kafasını karıştırdılar. Başta yayınevleri, kitapçılar. Piyasayı tefsire göre ayarlamışlar çünkü. Dinin en temel kitabının çevirisi eksik görülüyor. Ama biz durmadık. Direndik. Arkadaşlar çalıştılar. İlk Mesajlar diye bir kitap çıkardık. Yüz, yüz elli bin dağıttık. Bize karşı olan saldırılara da &#8220;Biz mealci değil Kur&#8217;ancıyız&#8221; diyerek cevap verdik.</p>
<p><strong>Kur&#8217;an konferanslarınız nasıl başladı?</strong></p>
<p>1979&#8242;da &#8220;Kur&#8217;an anlaşılır&#8221; diye ilan verdim. O zaman İslam&#8217;ı bilen imam hatip mezunları, İslam Enstitüsü mezunları. Onun dışında kimse ne Arapça bilir ne İslam&#8217;ı bilir. İslam&#8217;ı onlar tebliğ eder. Ben Kur&#8217;an anlatacağım deyince Ankara ikiye ayrıldı. &#8220;Sen kimsin? İmam hatip mezunu değilsin, Arapça bilmiyorsun&#8221; dediler. &#8220;Kardeşim ben vereceğim&#8221; dedim. Yıllarca üzerinde çalışmışım. Ankara Palas&#8217;ta başladım. Ankara&#8217;nın yüzde altmışı geldi. 30 sene kimseden tek kuruş almadan Anadolu&#8217;yu dolaştım. Kimi tanıyorsam bana salon ayarladı. Kur&#8217;an Arapçası kursu da açtık. 150- 200 saatte Kur&#8217;an anlaşılır dedik. 25 senedir devam ediyor. Şimdi Ankara&#8217;da 5- 6 yerde Kur&#8217;an Arapçasını öğreten insanlar var.</p>
<p><strong>Günümüzde anlaşılabiliyor mu Kur&#8217;an?</strong></p>
<p>Şimdi en azından açıklanıyor. Bizim hocalar, ilahiyat, imam hatip hocaları, önceden Kur&#8217;an anlaşılmaz diyenler bile eski tefsirleri bıraktılar. Her yayınevinin, bir çok hocanın mealleri var ve papatya gibi çoğalıyor. Bilgi açısından daha iyi bir yerdeyiz. Ben de yakında Anadolu&#8217;da &#8220;Kur&#8217;an nasıl anlaşılır&#8221; konferanslarına başlayacağım.</p>
<p><strong>Ankara&#8217;da kefil dendi mi Kemal Kelleci</strong></p>
<p><strong>Anadolu&#8217;dan gelen öğrencilere Ankara&#8217;da kol kanat germişsiniz. Nasıl oluştu bu abilik misyonu?</strong></p>
<p>Ben zamanında çok sıkıntı çektiğim için herkese yardımcı oluyordum. Anadolu&#8217;nun bir köyünden Siyasal&#8217;ı kazanmış gelmiş. Gariban öğrenciler. Siyasilerle diyaloğum vardı. Zamanın Ulaştırma Bakanı Sadetttin Bilgiç&#8217;i memleketten tanıyordum. Ona gidiyordum. &#8220;Durumu çok kötü, zor durumda olan talebeler var&#8221; diyordum, liste veriyordum. Burs veriyorlardı. Odalar Birliği&#8217;ne gidip kendimi tanıttım, burs istedim. Verdiler. Erbakan Odalar Birliği&#8217;nin başına geldiğinde gidip ondan da burs istedik. O da verdi. AK Parti geldikten sonra herkese burs verdi zaten. Vermeseydi öğrencilerin hali haraptı.</p>
<p><strong>Sizden başka ilgilenen yok muydu?</strong></p>
<p>Ben Demiryolları&#8217;na girdikten sonra memur oldum. O zaman Ankara&#8217;da okuyup memur olan yok. Kredi başvuruları için iki tane kefil lazım. Ankara&#8217;da kim gelirse gelsin kefil Kemal Kelleci&#8217;ydi. Bir tane de ailesi buluyordu. Ankara&#8217;da okuyan herkese kefil oldum. Adres olarak da Demiryolları&#8217;nı veriyordum. Maaşıma haciz geliyordu, yengenin haberi olmuyordu.</p>
<p><strong>Kalacak yer neden sorun oluyordu?</strong></p>
<p>O zamanlar yurtlar ikiye ayrılırdı; solcular, ülkücüler. Bizim çocuklara ne yurt var, ne bir şey. Korkut Özal&#8217;a gittik. Petrol Ofisi Genel Müdürü&#8217;ydü. Yardım alamadık. Abilere gittik, &#8220;Bize ev ayarlayın&#8221; dedik. Bir şey çıkmadı. Ben de Beşevler&#8217;de bir ev tuttum hanımdan gizli. 3 &#8211; 4 sene öğrenciler balık istifi gibi orada kaldılar. Sonra Erbakan koalisyona girince yurt açtı. Talebeler oralarda kalmaya başladılar. Emek&#8217;te de ortaokul öğrencilerinin kaldığı bir yurt vardı. İlk Kur&#8217;an çalışmalarını da orada başlatmıştık. Herkes çalışıp geliyordu. Anlamadığımız yerleri birbirimize soruyorduk.</p>
<p><strong>Kimler vardı burs bulduğunuz öğrenciler arasında?</strong></p>
<p>İsim vermeyeyim. Ekonomik durumu bozuk olan herkese burs verdik. Bizim kızlar, benim kız tarafı olduğumu bilmezler. Bir gün mecliste bir hanım duruyor kenarda. Nihat Erim&#8217;in eşiymiş. Beni tanıştırdı. &#8220;Kemal Abi bize burs buldu, imkan verdi, ev tuttu&#8221; dedi. Ben hiçbirisinin evine gitmiyorum, o nedenle kız tarafı beni tanımıyor.</p>
<p><strong>Size neden kız tarafı diyorlar?</strong></p>
<p>Fikir ve Aksiyon Birliği vardı. Sait Çekmegil, Selami Çekmegil&#8217;le birlikte çalışıyorduk. Onlar yokken ben yürütüyordum çalışmaları. Bir gün bir telefon geldi; &#8220;Hatice Babacan diye bir kız var. Profesör eşarbını çıkarmış atmış&#8221; diye. Ben hemen atladım gittim. Hatice Babacan ağlıyordu. O zaman talebelerin ödü patlıyor profesörlerden. İmam hatip mezunu asistanlar falan var. Korkularından hiçbir şey söyleyememişler. &#8220;Kızım seni tebrik ederim. Burada erkek sensin&#8221; dedim. O gün bugündür ben kız tarafıyım. Adım kız tarafı kaldı. Fakat kızların haberi yok.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: right;"><strong>(alıntıdır)</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/sirtinda-anadoluya-tefsir-tasiyan-adam-kemal-kelleci.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arash Ashkar&#8217;ın bu fotoğrafki tekniği.</title>
		<link>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/arash-ashkarin-bu-fotografki-teknigi.htm</link>
		<comments>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/arash-ashkarin-bu-fotografki-teknigi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2012 09:36:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman ÇİÇEKYURT</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.osmancicekyurt.com/?p=276</guid>
		<description><![CDATA[   İranlı Arash Ashkar mimari çekimi çok beğendim ve paylaşmak  istedim umarım fotografium ekibi buna  kızmaz&#8230; &#160; Ekipman:  Kamera :       Canon EOS 60D Lens: Canon EF 17-40mm L USM Diyafram:       13.0 ISO :            500 Enstantane:       0.4 Tripod İçerik:  Fotoğraf Shiraz, İran ‘da Vakil Camii ‘nde çekildi. Toplamda 5000 metrekarelik alanda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-301" title="canon" src="http://www.osmancicekyurt.com/wp-content/uploads/2012/02/canon-150x150.jpg" alt="" width="200" height="200" />   İranlı Arash Ashkar mimari çekimi çok beğendim ve</p>
<p>paylaşmak  istedim umarım fotografium ekibi buna  kızmaz&#8230; <strong></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><a class="thickbox" title="" href="http://www.osmancicekyurt.com/wp-content/gallery/galericik/shiraz.png" rel=""><span id="more-276"></span></a></p>
<p><a class="thickbox" title="" href="http://www.osmancicekyurt.com/wp-content/gallery/galericik/shiraz.png" rel=""><img class="ngg-singlepic ngg-none aligncenter" src="http://www.osmancicekyurt.com/wp-content/gallery/galericik/thumbs/thumbs_shiraz.png" alt="shiraz" width="238" height="176" /></a></p>
<p><strong>Ekipman: </strong></p>
<p>Kamera :      <a href="http://www.fotografium.com/search/canon-60d" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.fotografium.com/search/canon-60d?referer=');"> </a>Canon EOS 60D</p>
<p>Lens: Canon EF 17-40mm L USM</p>
<p>Diyafram:       13.0</p>
<p>ISO :            500</p>
<p>Enstantane:       0.4</p>
<p>Tripod</p>
<div><strong>İçerik</strong>:<strong> </strong></div>
<div>Fotoğraf Shiraz, İran ‘da Vakil Camii ‘nde çekildi. Toplamda 5000 metrekarelik alanda bulunan yapı, 48 sütundan oluşuyor.Zandid bölgesinde bulunan en müthiş yapılardan bir tanesi. Uzun zaman önce, İran ‘da kadınlar, camiye girmeden önce bu tip kıyafetler giyiyorlardı, genellikle siyah veya beyaz kıyafetlerdi.</div>
<div style="text-align: left;">
<div><strong>Fotoğraf:</strong></div>
<div>Yağmurlu bir günde, Shiraz şehrinin kalabalık bölgesinde olan bu caminin içine doğru yürüdüm.Mekana varır varmaz kafamdaki fotoğrafı çekebileceğim bir yer aradım. Shiraz aynı zamanda benim doğduğum şehir. Yılın her zamanı çok sayıda turist çeken bir bölge olduğu için yeterince boş halini çekebilmem ve yerlilerin dua etmeye gitmesini beklemek için yaklaşık 1 saat beklemek zorunda kaldım.Bu fotoğraftaki bayan da bunlardan bir tanesiydi. Tüm insanlar gittikten sonra; fotoğrafta gördüğünüz bölgedeyken fotoğrafı çektim. Tüm ekipmanımla bu fotoğrafa hazırdım ve önceden tüm ayarlarımı yapmıştım.Güneş de tam o sırada bulutlarından arasından çıktı ve bu güzel fotoğrafı çekmemi sağladı.</div>
<div>
<div><strong>İşleme: </strong></div>
<div>Fotoğrafları çekmeden önce doğru ayarları yapmaya çok özen gösteririm, genellikle ham (raw) fotoğraf çekiyorum. Fotoğraf makinem fullframe olmadığı için 17-40 lensimle kadrajıma tüm binayı alamadım, ben de panorama çekmeye karar verdim, bu fotoğraf da 3 fotoğrafın birleşimi olarak ortaya çıktı. Tabi bu fotoğrafları tripod ile çektim. Fotoğrafları PTGUi kullanarak birleştirdim. Daha sonra, Photoshop CS5 ‘e transfer ederek kontrast, ışık ve keskinlik ayarlarını yaptım. Son olarak da Silver Efex plug in ‘i kullanarak siyah-beyaz ayarını yaptım.</div>
<div><strong><br />
</strong></div>
<div><strong>Sonuç : </strong></div>
<div><strong></strong>Böyle fotoğraflara her zaman çok ilgim vardı ve sonuç olarak da bu güzel fotoğrafı çektim.</div>
<div><strong><br />
</strong></div>
<div><strong>İpuçları:</strong></div>
<div><strong>1-</strong> Harabe,tarihi yapı gibi yerlerde çekim yapacaksanız mutlaka tripod taşıyın.</div>
<div><strong>2-</strong> Fotoğraf makinesi ayarlarınızın düzgün olduğundan emin olun. ISO ‘yu yüksek unutmayın.</div>
<div><strong>3-</strong> Çekimden önce kafanızda fotoğrafı planlayın.</div>
</div>
<p>Kaynak<strong> : fotografium</strong></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/arash-ashkarin-bu-fotografki-teknigi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şiir..</title>
		<link>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/siir.htm</link>
		<comments>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/siir.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2012 18:39:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman ÇİÇEKYURT</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.osmancicekyurt.com/?p=278</guid>
		<description><![CDATA[Her cuma trt fm ankara&#8217;da talha abi diye birisi yayına başlıyor ve işini gerçekten iyi yapıyor. Dün gece dinleyenler için bir şiir okudu. Şiiri çok beğendim ve sizlerle paylaşmak istedim. &#160; Sevi Şiiri Ben senin en çok sesini sevdim Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren Bana her zaman dost, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her cuma trt fm ankara&#8217;da talha abi diye birisi yayına başlıyor ve işini gerçekten iyi yapıyor. Dün gece dinleyenler için bir şiir okudu. Şiiri çok beğendim ve sizlerle paylaşmak istedim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Sevi Şiiri</strong></p>
<p style="text-align: center;">Ben senin en çok sesini sevdim<br />
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi<br />
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren<br />
Bana her zaman dost, her zaman sevgili<span id="more-278"></span></p>
<p style="text-align: center;">Ben senin en çok ellerini sevdim<br />
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak<br />
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde<br />
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak</p>
<p style="text-align: center;">Ben senin en çok gözlerini sevdim<br />
Kah çocukça mavi, kah inadına yeşil<br />
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar<br />
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil</p>
<p style="text-align: center;">Ben senin en çok gülüşünü sevdim<br />
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran<br />
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri<br />
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman</p>
<p style="text-align: center;">Ben senin en çok davranışlarını sevdim<br />
Güçsüze merhametini, zalime direnişini<br />
Haksızlıklar, zorbalıklar karsısında<br />
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini</p>
<p style="text-align: center;">Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim<br />
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini<br />
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada<br />
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevgini</p>
<p style="text-align: center;">Ben senin en çok bana yansımanı sevdim<br />
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni<br />
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim<br />
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><strong>Ümit Yaşar Oğuzcan</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/siir.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Leyla ile Mecnun</title>
		<link>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/248.htm</link>
		<comments>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/248.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Nov 2011 18:40:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman ÇİÇEKYURT</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.osmancicekyurt.com/?p=248</guid>
		<description><![CDATA[İsmi lazım değil Muhammed  için internetten 20 bölümünü indirdiğim Leyle ile Mecnun dizisini bu neymiş diyerek bir bölümünü izledim. Aman Allah&#8217;ım çok beğendim içinde kendimi bulduğum dizide komedi aşk ve güncel hayatı konu ediniyor. Rol bakımından her kesime yer verilmiş. Yaşlısı, zengini, fakiri, çirkini, bakkalı, mafyası derken daha çok ağırlıgı deli kesmi oluşturuyor. Size örnek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="alignleft" title="Leyle ile Mecnun" src="http://www.osmancicekyurt.com/sitefoto/leylavemecnun.jpg" alt="" width="200" height="200" />İsmi lazım değil Muhammed  için internetten 20 bölümünü indirdiğim Leyle ile Mecnun dizisini bu neymiş diyerek bir bölümünü izledim. Aman Allah&#8217;ım çok beğendim içinde kendimi bulduğum dizide komedi aşk ve güncel hayatı konu ediniyor. Rol bakımından her kesime yer verilmiş. Yaşlısı, zengini, fakiri, çirkini, bakkalı, mafyası derken daha çok ağırlıgı deli kesmi oluşturuyor. Size örnek bir <span id="more-248"></span>de video sunmak istiyorum. İyi seyirler&#8230;</p>
<p style="text-align: left;"><center><object type="application/x-shockwave-flash" data="http://www.youtube.com/v/z4B4yo5qMm4" width="425" height="355" wmode="transparent"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/z4B4yo5qMm4" /></object></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/248.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fotograf makinası almayın hayal gücü alın..</title>
		<link>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/fotograf-makinasi-almayin-hayal-gucu-alin.htm</link>
		<comments>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/fotograf-makinasi-almayin-hayal-gucu-alin.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Oct 2011 12:19:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman ÇİÇEKYURT</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.osmancicekyurt.com/?p=167</guid>
		<description><![CDATA[Oldum olası fotograflara karşı bir ilgim vardır. İlk dijital compaq makinamı kankam Hasan’la beraber 40 TL ye satın aldığım dün gibi aklımda. O zamanlar böyle doga fotografcılıgına pek meraklı oldugum söylenemez. Bir gün uykudan bir uyanıyorum her tarafım amatör doga fotografcısı. Noluyor kardeşim hedef benmiyim diye kendime sık sık sordugum olmuştur. Peki nedir bu fotografcılıgın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="550d" src="http://www.osmancicekyurt.com/sitefoto/550D-1.jpg" alt="" width="232" height="150" />Oldum olası fotograflara karşı bir ilgim vardır. İlk dijital compaq makinamı kankam Hasan’la beraber 40 TL ye satın aldığım dün gibi aklımda. O zamanlar böyle doga fotografcılıgına pek meraklı oldugum söylenemez. Bir gün uykudan bir uyanıyorum her tarafım amatör doga fotografcısı. Noluyor kardeşim hedef benmiyim diye kendime sık sık sordugum olmuştur.</p>
<p>Peki nedir bu fotografcılıgın görünmeyen kısmı. Kendini elit sayan bazı kişiler, içinde fotograf çekme sevgisi olan insanları kırmaktan başka hiç bir işe yaramıyorlar. İnsanları fotograftan uzaklaştırmak istiyor gibi halleri var. Daha çok, kardeşim bu iş öyle alt kesimin yapacagı bir iş degil siz gidin sahilde kumdan kale yapın havası var.<span id="more-167"></span>Adamlara soru sormaya gelmiyor. Öyle bir cevap veriyorlarki. Sanki fotografın icadını kendisi buldu. İlerleyen teknoloji sağolsun şimdi bayagı bir sıkıntı içindeler. Çünkü kendileri emek verip senelerce fotografla uğraşmalarına ragmen compaq makinası olan sıradan kişilerin çektigi fotografları görülmeye şaheser. Bir örnek vermek gerekirse ben şuan fotograf makinası donanımı olarak samimi arkadaşım Recep Yıldız’dan kat kat üst seviyedeyim. Recep Yıldız’ın compaq Casio makinasıyla çekmiş olduğu fotograf albümünü gezmenizi tavsiye ederim. Tek kelime ile bunu bu makinamı yaptı diyeceksiniz. Geçen gün Kayseri Parkta Ulusal Fotografcılar Derneği Ufad’ın Kayseri Parkdaki fotograf sergisine şöyle bir göz attım. Gerçekten bu fotograf olmuş diyebilecegim 2-3 fotografa anca rastlaya bildim. Anladımki adamlarda sadece para var. Bakış açısı malesef yok denecek kadar az. Soruyorum bir pencerenin önüne insanları koyup çekmek mi hayal gücü.</p>
<p>İşte buradan makalemin konusuda çıkmış oluyor. Fotograf makinası almayın hayal gücü alın.. Fotografı insan çeker, makina degil.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/fotograf-makinasi-almayin-hayal-gucu-alin.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Değişiyor</title>
		<link>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/dunya-degisiyor.htm</link>
		<comments>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/dunya-degisiyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Oct 2011 17:52:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman ÇİÇEKYURT</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.osmancicekyurt.com/?p=161</guid>
		<description><![CDATA[Dünya değişiyor, ya içinde sende değişirsin ya da geri kafalı damgası yersin. Bildiğiniz gibi çevrem muhafazakar ve dini tarafı ağır basan insanlarla dolu. Bence devrim noktası televizyondu. Küçükken tanıdığım bazı insanlar vardı. Asla kimsenin ismini vermek istemem. Bu kişiler şeytan işi diyerek televizyonlu evlere gitmemeyi tercih ederlerdi. Ailem televizyona çok karşıdı bense hep evimde bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" title="Televizyon" src="http://youoffendmeyouoffendmyfamily.com/wordpress/wp-content/uploads/2011/04/standards-on-old-tv-photofunia.jpg" alt="" width="254" height="189" /></p>
<p>Dünya değişiyor, ya içinde sende değişirsin ya da geri kafalı damgası yersin. Bildiğiniz gibi çevrem muhafazakar ve dini tarafı ağır basan insanlarla dolu. Bence devrim noktası televizyondu. Küçükken tanıdığım bazı insanlar vardı. Asla kimsenin ismini vermek istemem. Bu kişiler şeytan işi diyerek televizyonlu evlere gitmemeyi tercih ederlerdi. Ailem televizyona çok karşıdı bense hep evimde bir televizyonumuzun olmasını hayal ederdim. O zamanlar üç günde  bir komşulara misafirliğe giderdik ve gittiğimiz evlerde televizyon olması bana misafirliği daha cazip hale getiriyordu. Misafirlikte dahi babam reklamlarda başı açık bir bayan gördüğünde ev sahibine televizyonu kapatması söylerdi. <span id="more-161"></span>Babam mahallenin hocası olduğu için ev sahibi saygı hörmet göstererek kapatır. Ben bu durumdan oldukça rahatsız bir köşede otururdum. Misafirlikte yaşı küçük olanların konuya karışmasının tamamen yasak olduğu zamanlardan bahsediyorum. Adettenmidir bilmiyorum önce çay ikram edilir hemen ardıdan kuruyemiş ve arkasından meyve. Meyve ikramı gidin artık vakit geç oldunun bir işaretiydi. O zamanlar bana göre çevrem çağdaş olma yolunda ilerliyor biz geri kalıyorduk. Gerçi çağdaşlık terimini dahi duymamıştım. Zaman ilerledikçe bu televizyon her eve girmeye başladı. Anladıkki biz artık geri kalıyoruz. Bizim televizyon almamız için bir bahane gerekliydi. Hemen bir tane bulduk bahanemiz açıkögretim derslerini çalışmak ve haberleri izlemekti. Kendi televizyonumuzda ilk izlediğim şey dünya halter yarışları ve Naim Süleymanoğlu’nun birinci olduğu akşamdı. Grundig marka beyaz küçük bir televizyonumuz vardı artık. Bir misafir geldiğinde ve ya namaz kılarken televizyonun üstünü namazla ile kapatırdık. Bunun iki sebebi vardı birincisi televizyon şeytan işiydi ikincisi ise biz televizyon izlemiyoruz sadece ders çalış</p>
<p><!--more-->mak ve haberleri izlemek için aldık mesajıydı. Sonraları tevizyon aterileri moda oldu. Hep bahsederlerdi Kayseri kale çarşısında oyun için ateri kasetlerinden. Bense o zamanlar kayseri kale çarşısını hiç görmemiştim. Babam evde olmadığı zamanlar oynaya bildigim aterimi kimsenin görmemesi için çatıda saklardım. Sonraları Vcd dediğimiz bir cihaz çıktı. Abone olduğumuz dergilerden gelen cdleri onunla izliyorduk. Vcd den hemen sonra dvd yerini aldı ama bizim millet dvd filmin ne olduğunu  bilmediği için dvd playerlarda hep vcd filmler izlendi. Evimize gelen misafirlere büyük bir artistlik yaparak dini filmler izletiyor hale gelm</p>
<p>iştik. Buradaki degişimi umarım kaçırmadınız artık üstünü kapatmıyor aksine sesini sonuna kadar açıyorduk.</p>
<p>Şimdileri bizim evde televizyon izlenmiyor. Onlar ne yapıyor bilmiyorum ama ben her zamanki gibi online takılıyorum. Ben size değişimi televizyon üzerinden anlatmaya çalıştım.  Pantolonun tesettür sayıldığı günlerdeyiz. Dolayısıyla degişimi kaçırmamalı aynı zamanda degişime fazla kapılmamalı. Siz şimdi gidin geçmişten günümüze ne değişmiş bir göz atın. Degişimin ne önünde gitmeliyiz ne de arkasında tam ortalarda bir yerde olmamız gerekiyor. Günümüzde gençler değişim için çok hızlılar. Buna örnek olarak apachi  stayla diye adlandırdığımız tipler olabilir. Dolayısıyla kültür adına ellerinde hiç bir şeyleri yok.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/dunya-degisiyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeniden Merhaba Diyebilmek..</title>
		<link>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/yeniden-merhaba-diyebilmek.htm</link>
		<comments>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/yeniden-merhaba-diyebilmek.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Oct 2011 11:12:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman ÇİÇEKYURT</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makalelerim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.osmancicekyurt.com/?p=117</guid>
		<description><![CDATA[Konunun başlığından anlaşılacağı gibi uzun bir aradan sonra tekrar aranıza dönmek gerçekten güzel. Uzunmu kısamı tam olarak karar vermek imkansız. Umarım sitemin yeni halini beğenmişinizdir. Zaten site yapmamdaki amacım birazda kendimi geliştirmek olduğunu belirtmek isterim. Bence herkesin bir kişisel blogu olması lazım. İlerleyen zamanda facebook da yazıdığım paylaşımlarında bu sitede yer alması için bir çalışma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p>Konunun başlığından anlaşılacağı gibi uzun bir aradan sonra tekrar aranıza dönmek gerçekten güzel. Uzunmu kısamı tam olarak karar vermek imkansız.<br />
Umarım sitemin yeni halini beğenmişinizdir. Zaten site yapmamdaki amacım birazda kendimi geliştirmek olduğunu belirtmek isterim. Bence herkesin bir kişisel blogu olması lazım. İlerleyen zamanda facebook da yazıdığım paylaşımlarında bu sitede yer alması için bir çalışma yapacağım. <span id="more-117"></span>Bloğumda fotoğraf galerim, sizin için seçtiğim videolar, bölümüne biraz daha önem vermeyi planlıyorum. Şuan için yazmayı planladığım 4 adet makale var bunlar “askerlik insana ne katar”, “fotoğrafçılığın görünmeyen ikinci yüzü”, “Giresun’da hayat” ve ” küçük bir makale”. Şuan için açılış yapalım görsellik için çalışmalarım sürecek. Siz dostlarımdan da yorum bekliyorum.</p>
<p>Sitemde makale yazmak isterseniz memnuniyetle karşılarım.</p>
<p>Saygılarımla…</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.osmancicekyurt.com/makalelerim/yeniden-merhaba-diyebilmek.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

